Srebrenitsa: Duyulmayan Çığlık

Sıradaki içerik:

Srebrenitsa: Duyulmayan Çığlık

e
sv

Tuna’nın İncisi: Budapeşte

Tuna’nın İncisi Budapeşte

Tuna’nın İncisi: Budapeşte; Doğu’nun Paris’i, Tuna’nın İncisi, Hamamlar Şehri… Bunlar Avrupa’nın en genç ve eşi benzersiz UNESCO Kültür Mirası şehri Budapeşte’yi anlatan yüzlerce tanımdan sadece bir kaçı.

Budapeşte; Buda, Peşte ve Obuda şehirlerinin isimlerinin bir araya gelmesiyle oluşan ve Tuna Nehri boyunca tüm güzelliğiyle uzanan bir harikalar diyarı. Şehirdeki tarihi yapıları, hareketli gece hayatı ve geceleri renklenen köprüleriyle Orta Avrupa’da görebileceğiniz ender şehirlerden biri.

Orta Avrupa’da yaptığımız gezinin 3. durağıydı Budapeşte.  Yıllardır hayalini kurduğumuz kareleri çekmenin arzusuyla gece geç saatte Krakow’dan yola çıkıp, Slovakya’nın meşhur köy yollarından eğlenceli bir yolculukla geçerek sabah erken saatlerde ulaştık Budapeşte’ye.

Budapeşte ‘de Geçen İlk Gün

Şehire girdiğimiz sıralarda sakin bir trafik vardı. Budapeşte her ne kadar Türkler’le içli dışlı olmuş bir şehir olsa da; başta trafik olmak üzere hiçbir konuda ülkemizle benzerlik taşımıyor. Çok sakin ve sıkıntısız bir trafiği var. Tüm medeni Avrupa Şehirleri’nde olduğu gibi herkes kurallara saygılı. Bu da olağanüstü düzgün bir trafik sistemi ve rahatlık demek.

Konaklayacağımız City Hostel Buda’ya eşyalarımızı bıraktıktan sonra Peşte kısmına geçerek gezimize oradan başlamaya karar verdik. Budapeşte adından da anlaşılacağı gibi iki kısma ayrılıyor. Buda kısmı biraz daha eski şehir bölgesi diyebileceğimiz bir bölge. Peşte ise daha fazla turistik cazibeleri olan fakat Buda’ya göre daha modern olan kısım.

Öncelikle Hard Rock Cafe Budapeşte’nin de yer aldığı Vörösmarty Meydanı’na gittik. Peşte kısmının atardamarlarından biri olan bu meydanda alışveriş yapabilir, labirenti andıran ara sokaklarında kaybolabilir ve en önemlisi sokak satıcılarından yerel lezzetleri tadabilirsiniz. Turistik bir bölge olduğu ve Peşte kısmının tüm önemli noktalarına yürüme mesafesinde olduğu için şehrin diğer kısımlarına göre fiyatlar biraz daha pahalı. Burada bir Turizm Ofisi bulunduğunu belirtmekte de fayda var.

Tuna’nın İncisi: Budapeşte

Meydan’dan kuzeybatı yönüne doğru ilerlediğinizde Budapeşte’nin en büyük simgelerinden biri ve şehrin ilk köprüsü olan Aslanlı Köprü’ye (Chain Bridge ya da orijinal adıyla Szechnyi Lanchid) ulaşabilirsiniz. 10 ülkenin içinden geçen ve nehir yolu taşımacılığına uygun Ren Nehri’nin belki de tanık olduğu en güzel köprülerden biridir Aslanlı Köprü.

İki başında da Aslan Heykelleri bulunan bu köprü 1849 yılında tamamlanmış, ancak II. Dünya Savaşı’nda büyük hasarlar görmesi nedeniyle 1949 yılında, planlarına sadık kalınarak restore edilmiştir. Gündüz hantal ve sıradan bir görüntüye sahip olmasına rağmen, gece apayrı ve rengarenk bir görünüşe sahip. Harika ışıklandırması ve Tuna üzerindeki tüm ihtişamıyla durup tekrar tekrar bakmanıza, ve sudaki silüetini uzun uzun izlemenize yol açabiliyor. Zaten bu yüzden şehri tanıtan tüm broşürlerde köprünün gece görüntüsü kullanılıyor. Aslanlı Köprü’nün bir diğer önemi de bir ayağının Kraliyet Sarayı, diğerinin ise Buda Kalesi’ne açılması…

Budapeşte Parlamento Binası

Budapeşte Parlamento Binası

Köprü’yü gezdikten sonra Kraliyet Sarayı’na uğrayarak Margaret Adası’na doğru devam ettik. Bu iki rota arasında nehir kıyısından yürüyebilir ve güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Özellikle Kraliyet Sarayı bu rotadaki en önemli yapılardan biri.

Margaret Adası iki köprüden ulaşabileceğiniz ve güneşli bir öğleden sonra büyük meşe ağaçları altında serinleyip, dinlenebileceğiniz şehrin en büyük parklarından bir tanesi. Tuna Nehri üzerinde bulunan ve bot turlarının da uğrak noktası olan bu adada bisiklet kiralayıp gezebilir, spor yapabilir ya da muhteşem manzaralı cafelerinde oturup kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Budapeşte’nin yeşil kalbi olan bu adanın etrafında bir tur atmanız ise 1 ya da 2 saatini alacaktır. Özellikle Peşte kısmında yoğun bir gezi sonrası Buda kısmına geçerken bu sayfiye noktasına uğrayabilir ve dinlenebilirsiniz. Adaya tramvayla da doğrudan ulaşılabiliyor.

Peşte kısmının Parlemento Binası ve Margaret Adası’ndan başka bir diğer önemli noktası ise Andrassy Caddesi. Şehrin en görkemli ve turistik bölgelerinden biri olan bu caddenin bir ucunda büyük bestekarların heykellerinin olduğu Opera Binası, diğer ucunda ise Türklere ve diğer ırklara karşı savaşmış bütün Macar krallarının heykellerine sahiplik yapan Kahramanlar Meydanı (Hösök Tere) bulunuyor.

Paris’teki bulvarları andıran Andrassy Caddesi’nde yine daha çok lokallerin takıldığı ve tamamen kafelerden oluşan, barlar sokağı diyebileceğimiz bir cadde daha var: Liszt Ferenc  Caddesi. Buraya akşamları uğrayabilir ve arkadaşlarınızla hoşça vakit geçirebilirsiniz. Biz Andrassy Caddesi’nin bu kısımlarında hallice zaman geçirdikten sonra yemek yemek için yine Peşte kısmında yer alan ve lokallerin öve öve bitiremediği Hungarikum Bisztro’ya uğradık.

Hungarikum Bisztro benzersiz Macar ev yemeklerini uygun fiyata, bazen canlı jazz eşliğinde tadabileceğiniz ufak, samimi ve lokanta havasında bir restoran. Rezervasyonsuz yer bulmak kolay değil, tam 2 kez kapısından döndük rezervasyonumuz olmadığı için. Restoran popüler macar yemekleri konsepti yerine, macar evlerinde yapılan genel yemekler üzerine dizayn edilmiş. İçeriye adım attığınızda da zaten kendinizi restorandan ziyade bir macar evinde hissediyorsunuz. Duvarlarda turşular, biberler…  Otantik Macar Yemekleri’ni Budapeşte’de daha iyi bir yerde tadamazsınız, emin olun. Gulaş, Pörkölt ve Halaszle restoranda müthiş ikramlarla birlikte uygun fiyata tadabileceğiniz ender macar yemeklerinden bir kaçı.

Margaret Adası

Margaret Adası

Budapeşte ‘de Kısa Bir Aradan Sonra

Yemek yedikten sonra da ilk günün son durağı olan Hösök Tere yani Kahramanlar Meydanı’na gittik. Onlarca Macar Kralı ve kahramanlarının sergilendiği bu meydan Andrassy Caddesi üzerinde, Türk Konsolosluğu’nun çok yakınında yer alıyor. Meydanı daha ihtişamlı göründüğü gece vaktinde ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Uzun pozlamayla harika fotoğraflar çekebilirsiniz. Heykellere biraz yakından baktığınızda, altlarında şahane kabartmalar olduğunu farkedeceksiniz, mutlaka inceleyin.

Ortadaki ve en büyük sütunda ise yine 7 Macar Kabilesi’ni temsil eden heykeller ve onların da üstünde elinde kutsal Macar Haccı’nı tutan Cebrail Meleği’nin heykeli var. Görülmeye değer. Meydanı gündüz ziyaret ediyorsanız, arka tarafındaki büyük parkı ziyaret edebilir ve yine şehrin gürültüsünden uzaklaşıp dinlenebilirsiniz.

Günü sonlandırmak içinse tabii ki Tuna Nehri kıyısında muhteşem Buda Kalesi manzarası… Aslanlı Köprü yakınlarındaki pek çok marketten içeceklerinizi tedarik edebilir ve köprü yakınlarındaki parklarda bu olağanüstü görsel şölen sonlanana kadar oturabilir ve sessizliğin, ihtişamın tadını çıkarabilirsiniz.

Budapeşte Buda Kalesi

Budapeşte Buda Kalesi

 

  1. günümüzün sabahı hostelimiz de kahvaltının ardından çıkış yaparak Gellert Tepesi’ne doğru ilerledik. Gellert Tepesi tüm Budapeşte’yi en yukarıdan izlemenize olanak sağlayan ve şehirdeki harika fotoğraflar çekebileceğiniz en popüler destinasyonlardan biri. Buraya neden gece değil de güneşin en parlak olduğu gündüz vaktinde çıktığımızı bilmiyorum ama yine de manzara büyüleyiciydi. Tepede aynı zamanda elinde bir defne yaprağı tutan ve özgürlüğü simgeleyen bir kadın heykeli; ve bir de kilise bulunuyor. Hediyelik eşya standları da yine tercih edilebilir, biz tüm Budapeşte hatıralarımızı fiyatları çok uygun olduğu için buradan temin ettik. Tepenin hemen aşağısında da Osmanlı Zaman’ında buraya gelen ve sevilen Bektaşi’lerden olan Gül Baba’nın türbesi yer alıyor, pek ilgimizi çekmediği için ziyaret etmedik.

 

Gellert Tepesi’nin ardından Kale Bölgesi diye isimlendirilen ve Kraliyet Sarayı, Ulusal Müze, Matthias Kilisesi Balıkçılar Burcu gibi önemli yapıların yer aldığı bölgeye gittik. Matthias Kilisesi seramik kaplı çatısıyla Macaristan’ın ikinci büyük kilisesi. Kanuni burayı fethettiğinde bir süreliğine burası camii olarak hizmet vermiş, hatta Kanuni burada namaz kılmıştır. Ancak 1896 yılında yeniden restore edilerek şimdiki Neogotik Tarzı’na bürünmüştür.

Kraliyet Sarayı’da yine bu bölgede yer alıyor.  Macarların ulusal sembollerinden biri olan bu Saray, yüzyıllardır büyük savaşlara ve işgallere tanıklık etmiş. Birkaç kez büyük zararlar görmüş ancak yine o dönemlerin mimari tarzıyla yeniden yapılmış. Kraliyet Sarayı; tıpku Peşte kısmındaki Parlemento Binası gibi, Buda Kısmı’nın sembolü olarak görülüyor.

 

Balıkçılar Burcu, bu bölgede görülmesi gereken bir diğer nokta. 1800’lerin sonunda ortaçağdan kalma bir balık pazarına yapıldığı için bu adı alan; Tuna’ya ve Peşte’ye tepeden bakan yedi burca ve harika manzaralara tanıklık eden teraslara sahip. Burada yer alan kafelerde akşamları canlı müzik eşliğinde romantik bir yemek yenilebilir.

Kale kısmı gerek mimarisi ve gerek de içerisindeki yaşamla başlı başına romantik bir hava taşıyor. Buraya kız arkadaşınız ya da eşinizle gidip benzersiz Budapeşte manzarasıyla unutulmaz anlar yaşayabilirsiniz.

Hösök Tere Kahramanlar Meydanı

Hösök Tere Kahramanlar Meydanı

Budapeşte ne kadar manzarası, köprüleri, yemekleri ve gece hayatıyla ön plana çıksa da; tam bir festival şehridir. Avrupa’nın en önemli festivallerinden biri olan Sziget Festivali’ne de ev sahipliği yapan bu şehirde, her mevsim birbirinden farklı festivallere ve kültür-sanat etkinliklerine şahit olabilirsiniz. Bunun haricinde yine her ay önemli grupların gelip Budapeşte’de sahne aldığını da belirtmekte fayda var. Buraya gelmeden önce kendinizi bu etkinliklere göre planlayabilir ve seyahatinizi daha da eğlenceli bir hale getirebilirsiniz.

Budapeşte’ye şu an da en ucuz ulaşım yolu WizzAir Low Cost Havayolu Firması. 30€’dan başlayan inanılmaz ucuz biletleri sayesinde İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan doğrudan Budapeşte’ye ulaşabilirsiniz. Macaristan’ın AB’ye üye olduğunu ve Türkiye’ye Schengen Vizesi uygulaması olduğunu da belirtmekte fayda var.

Eğer bireysel olarak geliyorsanız şehir içi ulaşım çok rahat. Özellikle Avrupa’nın ilk Metrosu, Tramvay, Otobüs ve Troleybüs hatları tüm şehri sarmış. Özellikle sarı metrolarıyla keyifli ve seyir zevki yüksek yolculuklar yapabilirsiniz. Yine Tuna Nehri’ndeki botlar da ulaşım amacıyla kullanılıyor. Şehirdeki tüm istasyon gişelerinden, gazete bayilerinden hatta marketlerden bilet temin edebilirsiniz. Şehir içerisinde bilet almadan ulaşım araçlarını kullanmanız sık yapılan kontroller sırasında tekrar ülkeye girişinizin engellenmesi gibi uygulamalara yol açabileceğinden, biletsiz binmemeye özen gösterin.

Kaynak

http://asklageziyoruz.com/tunanin-incisi-budapeste

Mertcan Kulavuz

Benzer İçerikler
  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli